Anadolu Hisarı: Geçmişten Günümüze
Sıcak bir Temmuz günü , Anadoluhisarı dere kenarında bir kafede oturmuş dereden geçen yatları tekneleri izlerken düşünüyorum. Eski hisarlı yız 70 lerde geldik.
Çocukken şimdi çayırda, şakağımız zonklayana yüzümüz kıpkırmızı olana kadar top oynardık. Çayıra yemyeşil çimlere kaldırımdan adım atıp girebilirdin. Şimdiki gibi parmaklıklar yoktu, parmaklıklarla rövanş almaya gelenler ile tanıştık şimdi her yer parmaklıklar ardında tel çitlerin arkasında Hisar da.
Çayırdan çık koşarak A.Hisarı kulüp binasının yanından geç her yer sarı yeşil kulüp renkleri caddeye bakan yerleri çiçekler olan çay bahçesi orayı biraz geç tüm Hisarlıların yaz gecelerinde maaile izlediği minyatür kale futbol turnuvalarının düzenlendiği basketbol sahası, her zaman açık dilediğinde git basketbol oyna, orda birinci ligde oynayan basketçilerle bile tanışmıştım bir keresinde, hemen yanında boylu boyunca kulübün antreman sahası. Biraz ilerde köprüyü geç , ister hemen sağdan aşağıya doğru kıvrıl ister parkın içinden geçip çık ister ister postanenin ordan git. Terli terli biraz koş ,işte karşında toplarönü yaklaşık üç basket sahası büyüklüğünde açık bir beton alan, ayaklarının altında tatlı bir beton sıcaklığı, koş denize bırak kendini , boğazın suyu o kadar yumuşak ve berrak ki sessizce kayarcasına akar sırtından. Sıcacık betonun üzerinde havluya ihtiyacın yok tenimiz kömür gibi karamış olurdu tüm yaz,orda güneşlen.
Şimdi onların hiç biri yok her yer parmaklıklar arkasında yada yalıların bahçe kapıları ardında. Hisarın yerel halkının dı bir zamanlar oralar. Bugün istanbulun her yerinden gelen yerli turistler oralardan yürürken geçtiği yerlerin nasıl olduğunu tüm bu yaşananları özgürlükleri asla bilmeden geçer gider , onun için parmaklık ve düzen normal bir şeymiş gibi. Küçük açıklıklardan denize bakarak veya büyük sermayenin açtığı mekanlarda kahvesini yudumlarken,
-Ne güzel bir yer der.
Hiç dedelerimiz babalarımız düşündü mü yerlerine geldikleri insanlar kimdi niçin bahçe içinde ahşap çocuklarını bırakıp gitmişlerdi Anadolu'nun bir Dağından İstanbul'a gelmek ve orada mal mülk edinmek sıradan bir şeydi ama aslında bu halka verilmiş bir hediye idi.
Yorumlar
Yorum Gönder